çocuğunu "canlı bomba" olarak ölüme uğurlayışını seyrettim.
Bu ne demek bilir misiniz? İnsan hangi noktaya
geldiğinde böyle bir olaya başvurabilir, birazcık kafa yorabilir misiniz?
Günlerdir bazı televizyon ekranlarında Filistinli bir kızın bütün dünyaya Arun Aleyküm (Ey insanlık utanın)
feryatlarıyla haykırışları yayınlanıyor. Utanması gerekenler utanmak bir yana, siyonizme (zulme) olanca
güçleriyle destek veriyorlar.
Bütün dünyada siyonist zulme lânet mitingleri düzenlenirken Türkiye ve Ürdün’de bu yasak. Bu yasak
‘niçin’ düşünüyor musunuz!
Filistin’de iÄŸrenç bir soykırım uygulanıyor. Çocuklar, kadınlar, ihtiyarlar, suçsuzlar hunharca katlediliyorlar.
Bu insanların evleri başlarına yıkılıyor. Filistin toprakları işgal ediliyor. Filistin çiçekleri koparılıyor.
Babaları ÅŸehid edilen, öldürülen, dövülen insanlık dışı muamelelere tâbi tutulan Filistinli bir kızın "utanın…
utanın…" kelimeleriyle biten sesleniÅŸi birazcık vicdanı olanları derin hüzne boÄŸuyor. Filistinli çocuk diyor ki:
***
Baba! Diyorlar ki sen suçlusun.
Baba! Sen suçlu deÄŸilsin…
Baba! Neden tutukladılar seni?
Baba! Seni benden neden esirgediler?
Beni bir defa bile öpmeden,
Annemin gözyaşlarını silmeden.
Anne!
Her sabah yanaklarında gözyaşı görüyorum.
Filistin herşeye lâyık değil mi?
Hergün güneÅŸe sesleniyorum…
Anne! Babamı birkez daha görebilecek miyim?
Yoksa, kıyamete kadar bir daha göremiyecek miyim?
Yoksa, annemin gözyaşları kıyamete kadar akacak mı?
Baba, neredesin!
Neredesin!
Topraklarımız işgal ediliyor.
Filistin çiçekleri koparılıyor.
Babamı hiç öpmedim,
Güneş doğduğundan beri.
Bayramlar bayramı, şenlikler şenliği kovalıyor.
Åžehid üstüne ÅŸehid düşüyor…
Babam demir parmaklıklar arkasında!
Kölelerin tutulduğu duvarların ötesinde.
O gün ne zaman?
Parmakların kırılacağı gün ne zaman?
Her sabah çocuklarını öpen babalar!
Çok şey mi istiyorum?
Çok şey mi istiyorum?
Ey ezilmiş çocukluğum
Ben Filistin’in çiçeÄŸiyim
Ve babam demir parmaklıklar arkasında.
Babamı istiyorum…
Babamı istiyorum…
Babamı istiyorum…
Utanın… Utanın… Utanın…
***
Çok utanıyoruz yavrum. Sana el uzatamamaktan. Senin acını giderememekten. Senin gözyaşını
dindirememekten, senin sofrana aş ulaştıramamaktan, senin huzurlu uyumanı sağlayamamaktan,
senin acını giderememekten, suçsuz babanı kurtaramamaktan, sana doyasıya “Babam!” diye babanı
kucaklamanı temin edememekten, güvenliğini sağlayamamaktan, seni emniyet içinde yarınlara
yürütememekten, sana kucak açamamaktan, sana çocukluğunu yaşatamamaktan, senin yardımcın
olamamaktan, çok hem de çok fazla utanıyoruz.
Yarın mahÅŸerde bunun hesabını verememekten korkuyoruz ve çok utanıyoruz…
Yavrum, elimizde olsaydı gelmez miydik yanına. Gücümüz yetseydi kaldırmaz mıydık acını.
Elimiz uzanabilseydi silmez miydik gözünün yaşını.
Bizim ellerimizi kollarımızı bağlayanlar, sana ulaşmamıza engel olanlar utansın diyeceğim ama,
utanmayanlar utanmıyorlar yavrum. Dualarımla sizlere ulaşıyorum bilmem beni hissedebiliyor musun?
Be First To Comment
Related Post
Leave Your Comments Below