Delikanlı bir adamın başından geçenler
Bir delikanlı iÅŸsiz kalmış ve iÅŸ aramaya gitmiÅŸ…. AÄŸanın yanına git, bahçesi sulanacak demiÅŸler. AÄŸanın yanında bu gence iÅŸ vermiÅŸler, su taşıması için ip-kova ve omuzuna da taşıması için sopa vermiÅŸler. İşe baÅŸlamış… Åžans buya, kovanın biri saÄŸlam biri delik… SaÄŸlam kova hiç su akıtmıyor, delikli kovanın yarısı yolda boÅŸalıyor, yarım kova su geliyor. Bu, iki sene sürmüş böyle. SaÄŸlam kova, delikli kovaya meydan okumaya, hakaret etmeye baÅŸlamış. Sen zaten ne iÅŸe yararsın, yine bende iÅŸ var, bir damla suyu zayi etmeden getiriyorum diyor. Senin getirdiÄŸinin yarısı boÅŸa gidiyor, sen hep yarım adamsın, yarım olarak getiriyorsun diyor. Artık delikli kovanın canına tak etmiÅŸ… sucubaşına diyor ki; -yeter bu kadar, bu saÄŸlam kovadan uÄŸradığım hakaretler artık yeter, her gün tafra, tafra, hakaret, diyor. Ben buna dayanamıyorum, ya kır beni, yada yama, ne yaparsan yap, yeter ki saÄŸlam olayım… Sucu çocuk; “öylemi” diyor, ozaman bugün su taşımayalım da beraber bir gezelim diyor. GitmiÅŸler dereye…. buradan bahçeye kadar gidelim demiÅŸ. O zaman tabi yollar dar. Yolda gelirken demiÅŸ ki delikli kovaya, sen hep omzumun saÄŸ tarafındaydın, ötekide sol taraftaydı. Åžu yolun iki tarafına bak demiÅŸ. Senden akan sulardan ne güzel güller, yeÅŸillikler, bitkiler büyüdü ama öteki taraf kupkuru. Bir taraf kuru, bir taraf mükemmel, hayat. İşte kibirli insanlar dolu kovaya benzer, fakat etrafa bir damla faydaları olmaz. Diyor ki; Senin gibi delikli kovanın, hem kendine faydası var, hem bana faydalı, hem de topraÄŸa faydası var. Güller yetiÅŸti senin geçtiÄŸin yerlerde… Hangisi olmak istersin, ondan mı, bundan mı? O da; Biraz daha delsen iyi olur galiba demiÅŸ… Onun için, kibirli insanların hiç faydası yoktur. Bir insan kibirli mi, deÄŸil mi faydasından belli olur. EÄŸer dağıtmıyorsa, vermiyorsa o dolu kova gibi etrafa faydası olmayandır, iÅŸe yaramaz. EÄŸer eli açıksa (yani kovanın delikleri varsa) tamamdır, herkese faydalı olur, etrafında çiçekler yetiÅŸir..
Muvaffak olamamak iki sebeple olur; Kibir ve israf. Büyük bir zât buyuruyor ki; EÄŸer biri gelse dese ki, iÄŸne ile uludaÄŸ toz hale gelebilir… inanın, olabilir deyin… fakat biri, kalbinden kibrin tamamı gider derse, inanmayın. Kibir böyle kötü bir ahlaktır. Çünki, yapıştırma falan deÄŸil, hücrelerin içine geçmiÅŸtir. Bu kibrin çıkması, temizlenmesi mümkün olmadığına göre…. çare nedir..? neyapmak lazımdır..? Kötü huylu birinin bir bağçesi varmış. Bağçesinin kenarlarına, insanlara zarar versin diye diken dikmiÅŸ. Zamanla dikenler büyümüş, bağçenin dışına taÅŸmış. İnsanlar da geçecek baÅŸka yer olmadığından, oradan geçiyorlar ve her taraflarına diken batıyormuÅŸ. Dayanamamışlar, amca bu dikenler çok fena, ne olur bunları kes demiÅŸler. O da; size ne, bağçe benim demiÅŸ. Onlar da valiye gitmiÅŸler, olanları anlatıp, adamı ÅŸikayet etmiÅŸler. Vali de adamı çağırmış, insanlar rahatsız oluyorlar, dikenleri kes demiÅŸ. Adam yine, bağçe benim demiÅŸ. Vali de; bağçe seninse, millet de benim, baÄŸlayın bunu atın hapse, dövün demiÅŸ. Adam hapse götürülürken beni valiye götürün demiÅŸ. Valiye geri getirmiÅŸler, vali bey, siz haklısınız, ben yanlış yaptım demiÅŸ ve doÄŸru bahçesine gitmiÅŸ. Dikenler okadar büyümüş ve kök salmışki, temizlemek mümkün deÄŸil,.. daha evvel temizlenmesi lazımdı… fakat çare yok, temizlenecek.. valinin emri var.. kartlaÅŸmış dikenleri keserken, dikenler batmış ve adam ölmüş… Peki ne yapması gerekirdi? Bunu anlatan zât diyor ki; (Ahlakı bu kadar kök salarsa, ölür, fakat o ahlakla gider). O aÄŸaçların aşı olması lazımdı, o köklerin üzerinde dikenler yerine güller açabilirdi… yani bir mürÅŸid-i kamile gitmesi lazımdı ve o mübarek zât aşı yapacaktı, sonra o aynı köklerden güller, sümbüller, çiçekler açacaktı, meyveler yetiÅŸecekti. Madem ki bu kötü ahlak kök salmış, yapacağımız ÅŸey mürÅŸid-i kamile gidip, onun vereceÄŸi ahlakla ahlaklanmaktır, yani aşı yaptırmaktır. Aşı tutar fakat bu aşıyı yapabilen mütehassısa gitmek lazım, sahtelerine gidilmez, fayda yerine zarar olur. Hakikisi bulunamazsa kitablarına müracaat edilir.
Bir mübarek zâttan faydalanmanın iki ana ÅŸartı vardır. Birincisi, velinin silsilesi, Resulullaha (sallallahü aleyhi vesellem) kadar belli olmalıdır. Resulullah efendimiz, feyzin kaynağıdır. Feyz, Allah sevgisi demektir. Onun kalbindeki feyzler bütün kainata her an devamlı olarak gelir. Ama almak ayrı bir meseledir. Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi vesellem Allah sevgisinin havuzudur, orada çeÅŸitli musluklar vardır, ama kaynak aynıdır, hepsi ehl-i sünnetdir. Yani silsile belli olmalıdır. İkinci ÅŸart, dinini öğrendiÄŸi zâttan zerrenin zerresinin zerresi şüphesi olmayacak. Feyzi, yani Allah sevgisini veren, ÅŸuna vereyim, buna vereyim diye ayırmaz, uygun olmayanlarda feyz almaÄŸa devam eder, fakat aldığı feyz birikir birikir, aynı ÅŸeker hastasına ÅŸeker zarar verdiÄŸi gibi, düşmanlığa dönüşür. İlk düşmanlık, arkadaÅŸlarına olur, sonra hocasına kadar düşmanlığı olabilir. Çok tehlikelidir bu. Onun için, bu tehlikeden kurtulmak için, Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretlerinin buyurduÄŸu gibi, aklımı bıraktım ve kurtuldum demeliyiz. BirleÅŸik kaplar gibi, mü’minler bir araya geldiÄŸi zaman istese de istemese de Allah sevgisi mutlaka kalbden kalbe geçer. Ancak, üç kiÅŸi bundan istifade edemez. Birincisi; kafir, ikincisi; hocasını inkar eden, üçüncücü; hocasını imtihan eden. Bunların kalbine aÅŸk, muhabbet giremez, kalbleri kararır. Bunlar etrafına zarar verir. Hatta kabirlerinden bile zulmet gelir, onun için Peygamber efendimiz ilk zamanlar eshab-ı kirama kabir ziyaretini yasak etmiÅŸti, daha sonra müslümanlarda vefat ettikten sonra serbest bırakıldı. Kitab okurkende çok dikkat etmeliyiz. Kitabın içindekilerden daha çok yazarı mühimdir. Kalbden çıkanlar kalblere tesir eder. İtikadı bozuk olan insanların yazdığı kitabları okuyanlar, yazarından etkilenip itikadı bozulabilir. Büyükler, pis borudan ÅŸifa gelmez buyuruyorlar, vücudumuzun gıdasını almakta dikkat ettiÄŸimiz gibi ruhumuzun gıdasını almaktada dikkat etmeliyiz, hatta daha çok dikkatli olmalıyız. Ruhun gıdası ilimdir, dindir, ibadetlerdir. Bedene bozuk gıda alan ölür, fakat ruha bozuk gıda alan imanını kaybeder. YemeÄŸin nasılki temiz olmasına dikkat ediyorsak, okuyacağımız kitabıda iyi seçmeliyiz. Yazan, yazdığından önemlidir…..
kendini beÄŸenmek ve kibir
Kategoriler
-
- 3971
- 3975
- 3979
- 3983
- 3987
- 3991
- 3995
- 3999
- 4003
- 4789
- 4793
- 4797
- 5695
- 5699
- 5703
- 837
- 903
- 907
- 911
- 915
- astroloji
- bilmece
- çocuk
- ekart
- fıkralar
- gül resimleri
- güzel sözler
- haber
- hikayeler
- itiraf et
- kadınca
- KategorilenmemiÅŸ
- magazin
- msn avatarları
- muzik haberleri
- oyun
- rüya tabirleri
- sağlık
- sarki sözleri
- ÅŸiir
- sinema
- spor
- tatil
Be First To Comment
Related Post
Leave Your Comments Below